29 Eylül 2007 Cumartesi

Binbirinci Gece

Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı!
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş...
Aman karanlığı görmesin gözüm!
Beyaz perdeleri, ger yavaş yavaş.
Sıla burcu burcu... ille ocağım!..
Çoluk çocuk hasretinde kucağım...
Sana her şeyimi anlatacağım,
Otur baş ucuma, sor yavaş yavaş.

Güç bela bir bilet aldım gişeden;
Yolculuk başladı Haydarpaşa'dan!
Hancı n'olur, elindeki şişeden,
Birkaç yudum daha ver yavaş yavaş!

Ben o gece, hem ağladım, hem içtim,
İki gün, diyardan diyara uçtum...
Kayseri yolundan, Niğde'yi geçtim;
Uzaktan göründü, Bor yavaş yavaş...

Garibim; her taraf bana yabancı,
Dertliyim; çekinme, doldur be hancı!
İlk önce kımıldar hafif bir sancı;
Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş...

Bende bir resmi var, yarısı yırtık,
On yıldır evimin kapısı örtük!
Garip, bir de sarhoş oldu mu artık;
Bütün sırlarını der yavaş yavaş...

İşte hancı! ben, her zaman böyleyim,
Öteyi ne sen sor, ne ben söyleyim...
Kaldır artık, boş kadehi neyleyim,
Şu bizim hesabı, gör yavaş yavaş...

Bekir SITKI ERDOĞAN

17 Eylül 2007 Pazartesi

Zamansız

Ne kadar önceydi, kaç mevsim geçti üzerinden zerre kadar önemi yok
Bir vakit çıkıp geldin hayatıma, gelmesi gereken zamanda
Ömrü hayatın hep karanlık vurmuşsun dibe
Dip soğuk, dip sağır, dip yanlız, dip bi girdap çektikçe içine çeken
Ne zaman nasıl bukadar hızlı indin oraya bilemiyorsun, bilmeyide istemiyorsun
Fakat sende bulunan, hedeflerinden saymayan irade ve kararlılığın buna dur diyecektir
Çünkü yokmuş bir benzerin yokmuş emsalin...

Mehmet ŞENLİKOĞLU