30 Haziran 2009 Salı

Kalbindeki Dev Okyanusda Bir Kayıp Sandal

Gözlerin ufuksuz bir okyanus gibi
Baktıkça kayboluyor insan gözlerinde
Asıldım küreklere kalbine ulaşmak için
Gece gündüz ilerledim mavi sularda

Fırtınalar koptu her gece üzerimde
Yön bulabileceğim ne bir ada ne bir yıldız
Hiç birşey yok sana ulaşabilmem için
Tek takip ettiğim şey hislerim

Ne olur bir umut ışığı görünsün
Beni sana ulaştıracak kadar
Uyumak bana haram seni görene kadar
Yemek içmek haram seni bulana dek

Zaman daraldıkça daralıyor mavilerin içinde
Küreklere daha çok asılmak gerek pişman olmamak için
Biran önce ulaşmak gerek kalbinin derinliklerine
Ulaşıp uyumak gerek biraz kollarında.

Yasin KÖSE

By HayaLPersesT II

19 Haziran 2009 Cuma

Budanması Gereken Bir Gülsün Yar

Çıktım karşına özür dilemek için
Sadece bir özür için geldim yanına
Sırf seni inciten ve üzen o sözler için
Ama sen onu da çok gördün bana

Ben seni sileli aklımdan çok oldu
Kaybeden ben değil senin terbiyen oldu
Kalbini değil saygını kazanmak içindi herşey
Gördüm ki sen saygıdan yoksun bir melekmişsin meğer

Her yaptığın her söylediğin bir zerafetti o güne kadar
Ama ne yazık ki son sözünde nezaketten eser yok
Ben neyleyeyim nezaketten yoksun bir zarafeti
Sen dikenleri kocaman bir yaban gülüsün sanki

Beni üzen o son sözün sanki bir haykırıştı
Ne dersen ne yaparsan yap farketmez artık
Sesin benim için sadece bir uğultudur artık
Gözlerin ise birer namludur artık bana

Nezakettendir karşındakine söz hakkı vermek
Sefalettendir karşındakini yok sayıp geçmek
Öyle bir sefalet ki sendeki kişilik
Medeniyet ve Terbiyeden yoksun kalmışcasına

Bir yaban gülüsün sen dallanmış budaklanmış
Seni bu dikenlerinden budamak gerek elbet
Ama bunun için vakit geç artık
Seni budayacak olan ben değil aldığın aile terbiyesidir

Bekleme benden kendin gibi bir küstahlık
İstadiğini söyle yüzüme ya da arkamdan
Ben senin düştüğün duruma asla düşmem
Çünkü ben senin kadar yüzsüz değilimde ondan

Yasin KÖSE

By HayaLPersesT II

15 Haziran 2009 Pazartesi

Kalbindeki Zindanda Bir Ömür

Yine bir gün geçti sensiz ve sessiz
Karanlık çöktü İstanbul'un üzerine sinsice
Geceler üzerime yürüyor korkusuzca
Beni korkutan gecenin karanlığı değil seni hatırlatması

Aklımın bir köşesini kemirir senin o bakışların
Hatırladıkça seni bu yürek deliye döndü
Sanki dört nala koşacakcasına sana gelmek ister
Ama ne çare o yalnızlığın zindanlarında bir köle

Yalnızlık mahkum etti beni karanlığa
Ne bir ses ne de bi ışık var burada
Ne zaman gece ne zaman gündüz bilemem
Her gözümü kapadığımda sen gelirsin aklıma

Beni hayla ayakta tutan senin hayalindir
Düşlerim gözlerime bakışını her seferinde
Gülüşün bir umut ışığı bu karanlık zindanda
Kazırım duvarlara senin için yazdığım şiirleri

Yasin KÖSE

By HayaLPeresT

Üç nasihat, üç bin dirhem

Zamanın birinde, yeni evlenen gencin biri, ilim öğrenme hevesiyle köyden ayrılır. Uzun bir yolculuktan sonra şehre varıp medrese ararken, işçiye ihtiyacı olan bir zenginle karşılaşır. Zengin iyi para verince, niyetini bozup onun yanında çalışmaya başlar. 20 yıl bunun yanında çalışıp, üç bin dirhem para biriktirir. Sonra köyüne dönmeye karar verir.
Yolda, konakladığı bir yerde biri, (Bende öyle bir nasihat var ki, bunu alan dünyada ve ahirette rahat eder; fakat bedeli bin dirhem) der. Adam, (Evden ilim öğrenmek için çıkmıştım, bunu öğrenemedim, bari bu nasihati alayım, kalan iki bin dirhem bana yeter) deyip, buna bin dirhem vererek, karşılığında, (Kaza ve kaderde ne varsa o olur! Kaderde olandan başkası başa gelmez) nasihatini alır. Yoluna devam eder. Başka bir konak yerinde, yine böyle birisiyle karşılaşır. Bu da, (Bende öyle bir nasihat var ki, bunu alan dünyada ve ahirette rahat eder; fakat bedeli bin dirhem) diye bağırıp durur. Adam, (Bin dirheme de, bunu alayım, kalan bin dirhem bana yeter) deyip, bin dirhem de ona vererek, karşılığında, (Gönül kimi severse, güzel odur!) nasihatini alır. Yoluna devam ederken, başka bir konaklama yerinde yine birine rastlar. Bu kişi de, (Bende öyle bir nasihat var ki, bunu alan dünyada ve ahirette rahat eder; fakat bedeli bin dirhem) diye bağırıp duruyor. Adam, bu sefer kendisiyle mücadeleye başlar. Bir yandan ilim öğrenememenin acısı, diğer yandan kalan son para! Sonunda ilim öğrenme sevgisi ağır basar, tekrar çalışır kazanırım diyerek, bin dirhem de ona vererek, karşılığında, (Hoşlanmadığın, uygunsuz bir durumla karşılaştığın zaman acele etme!) nasihatini alır.
Yoluna devam eder. Yolda bir kalabalıkla karşılaşır. Yanlarına vardığında derler ki: (Şu kuyunun içinde bir deli var, yanında da bir kız var. Köyümüzün suyunu kesti. Kim içeri girerse öldürüyor. Bizi bu sıkıntıdan kurtarana, şu çömlekteki altınları vereceğiz.)
Adamın aklına birinci nasihat olan, (Kaza ve kaderde ne varsa o olur) sözü gelir. Kuyuya iner. Deli, (Sana bir soru soracağım bilirsen suyu açacağım. Bu kız mı güzel, yoksa şu kurbağa mı?) diye sorar. İkinci nasihat hatırına gelir, (Gönül kimi severse güzel odur) der. Deli, (Aferin sana! Şimdiye kadar hep, bu kız güzel dediler, bilemediler, sen bildin) der. Deli, kurbağayı sevdiği için, bu söz hoşuna gider, suyu açar. Adam da, önceki parasından çok fazla olan altınları alıp köyüne döner.
Evinin penceresinden baktığında, içeride hanımının yanında genç birini şakalaşırken görür. Hemen bıçağına sarılır. Bu sırada, üçüncü nasihat olan (Acele etme!) sözü hatırına gelir. Bıçağı gizleyerek, kapıyı çalar. Hanımı kapıyı açınca, yanındaki gence, (Bak oğlum, baban geldi) der.

ÖVÜNEREK YAŞAYANLAR,, DÖVÜNEREK ÖLÜRLER.

Düş Damlası

12 Haziran 2009 Cuma

Seni Unutmak O Kadar Kolay Değil

Yine yürüyorum gece sokaklarda
Ararım bir eğlence seni bana unutturacak
Gezerim sokak sokak istanbul'u
Seni Unutmak O Kadar Kolay Değil

İnerim sahile maviyi hatırlamak için
Boğaz yine o görkemiyle büyüler beni
Akar marmaraya durmadan istanbul
Seni Unutmak O Kadar Kolay Değil

Caddeleri laleler ve güller süsler
Güllere her baktığımda bir hançer yüreğimde
Hayır hançer değil o, senin dikenlerin
Seni Unutmak O Kadar Kolay Değil

Tranvaylar yine dopdolu kapılarına kadar
Kalabalığa dalarım seni unutmak için
Yeni yüzlere yeni maceralara doğru
Seni Unutmak O Kadar Kolay Değil

Sabah olur Sultan Ahmet'de
Işıklar yanar minarelerin tepesinde
İşte o ses beni çağırır kendine
Seni unutturacak, kalbimden silecek ses

Seni unutmak için daha çok sevmem gerek birşeyleri
Yok ki senden daha çok seveceğim birşey daha bu Dünya'da
Sevmek gerek yaratanı, ama seni unutmak için değil
İnanmak için ve hayata sımsıkı tutunmak için

Dedim ya seni unutmak bir imtahan olsa gerek
Bu imtihandan da alnımın akıyla çıkarım İnşallah
Durmadan okurum ve yazarım Süleymeniyede
Kaybeden değil kazanan olmak için

Seni unutmak için gülleri soldurmak gerek
Seni unutmak için gülen insanları ağlamak gerek
Seni unutmak için güzel gözlerden uzak durmak gerek
İsminin olduğu heryer ve herşeyden uzak durmak gerek

Seni hatırlatacak herşeyden feragat ettim
Sırf seni bu yürekten kazıyıp atabilmek için
Fakat ne fayda, aşkın kangren olmuş yüreğimde
Arar durarım tedavisini hastane hastane

Kim bulabilmiş ki aşk acısının çaresini
Bu yarayı taşımaya mecburum mezara kadar
Mezarım senden uzaklarda olsun yeter ki
Seni Unutmak O Kadar Kolay Değil

Yasin KÖSE


By HayaLPeresT